Tarih: 21.03.2017
AFYONKARAHİSAR
YEREL HAFTADA 6 GÜN GAZETE
Sayfa : 8
Tiraj: 596
SİYASİ
StxCm: 82
GAZETE HABERİ
Tarih: 21.03.2017
İSTANBUL
ULUSAL GÜNLÜK GAZETE
SİYASİ
Sayfa : 8
Tiraj: 51249
StxCm: 43
Yerel seçim stardını başlatan AK Parti seçimler konusunda çok iddialı. Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki merak edilen bir çok soruya yanıt verdi. Özhaseki özellikle aday seçiminin detaylarının altını çizdi ve eğitimin öneminden bahsetti. Anlaşılan şu ki; AK Parti adaylarını zorlu başkanlıklar bekliyor. Amaç halka tam hizmet.
Son MYK toplantısında çok geniş sunum yaptınız. Bunları biraz açalım isterseniz. Ne dediniz orada?
“VATANDAŞ ALT YAPIDAN, YOLSUZLUKTAN, KONFORSUZLUKTAN ŞİKAYETÇİ”
Türkiye fotoğrafını çektim. Vatandaşların hali hazırdaki belediyelerden şikâyetleri nedir onları anlattım. Sadece AK Partililerin yaşadığı beldelerde olan insanlarımızın şikâyetleri değil her partiye mensup olan yani CHP’lilerinde MHP’lilerinde kayyumlarında olduğu yerdeki vatandaşlar nelerden şikâyetçiler 8-9 maddeler halinde anlattım. Şehirlerde alt yapı eksikliği var ve insanlar mutsuzlar. Sadece bir partiye has değil birçok yer de oluyor. Millet otopark bulamamaktan şikâyet ediyor mesela. Başka şikâyet konusu yolsuzluk algısı üzerinde. Vatandaşlar belediyelerle ilgili dönen doğru veya yanlış birçok dedikodudan rahatsız. Bu dedikodular genellikle imar tadilatında, kentsel dönüşümler de oluyor. 3. konu kent yaşamından kaynaklanan konfor eksikliği.
“DEVASA YATIRIM YAPIYORSUN KONFOR YOK”
Belediyeler diyorlar ki ‘acayip yatırımlar yapıyoruz.’ Kültür merkezleri, üst geçitler, devasa projeler, milyonlarca dolar yatırımlar yapıyoruz geleceğe taşıyoruz marka şehirler. Eyvallah tamam bunların hepsi güzel de kaldırımlarda yürüyorsun taşlar yerinden oynuyor hepsi su fışkırtıyor. Siz marka şehirlerden bahsediyorsunuz ama kent yaşamını konforlu hale getirecek hizmetler de eksikliğiniz var. Başka şikâyet inşaat şantiyeciliği. Sokağımız kazılıyor diyoruz doğalgaz gelecek. 3 ay geçiyor, su gelecek, 8 ay geçiyor bir şey için daha geliyorlar. Ya bunun koordinasyonu yok mu?
Bir belediye başkanı nasıl olmalı? Siz ne özellikler arıyorsunuz?
“GÜLERYÜZLÜ MÜ? TİCARİ İLİŞKİSİNDE AHLAKLI MI? BORCUNA SADIK MI?”
Belediye başkanları ile ilgili özellikle birkaç nokta var ki bizim vazgeçilmezimiz. Bir başkanın özellikle ahlaklı, erdemli ve tevazu sahibi olması şart. İnsan ilişkisini en iyi şekilde götüreceğine olan inancımız önemli. Geçmişte ideolojik belediyecilik anlayışlı vardı. Sonradan biz buna hizmet belediyeciliği getirdik. Ucuna sosyal belediyecilik marka şehirler gibi bir takım sıfatlar ekledik. Cumhurbaşkanımız özellikle diyor ki gönül belediyeciliği. İnsan ilişkisi biraz zayıf olan insanlar ilişki kurmakta biraz güçlük çeken yüzü gülümseyen bir adam varsa istediğiniz kadar gönül al deyin adamın içinden gelmiyor ki bu işi yapsın. Bir de geçmişteki yaşantısına bakacağız tabi. Ticari ilişkisine bakacağız. Ahlaklı davranmış mı davranmamış mı? Borcu ödeme noktasındaki kararlılığı azmi nedir? Partimizin temel kuralları ve ilkeleri de belli. Ama bulduğumuz insan o yörenin dilini de iyi tutturmalı.
Mesela kıyılar CHP’li belediyelerde. Neden öyle sizce?
“ÜZERİMİZDEKİ YANLIŞ ALGIYI DEĞİŞTİRMELİYİZ”
Hiç kimsenin özel yaşantısında bizim iktidarımız döneminde karışılmamıştır. Ama üzerimizde böyle bir zan var. Bu algıyı değiştirmemiz lazım. Biz neye karıştık ki? Giyime, kuşama yaşama karışmak gibi bir durumumuz yok. Yine devam edeyim. Adamın şahsı dedik, o şehrin dilini tutturup tutturamamak dedik. Ve sonra da, özellikle bizim belediye başkanı arkadaşlarımızın partinin ortaya koyduğu prensiplere sıkı sıkıya bağlı olarak ve büyük bir istişare içerisinde o şehre hizmet etmesi önemli. Kendi başına buyruk, istediğimi yaparım, bildiğim gibi davranırım; hiçbir zaman doğru bir tavır olmuyor.
Mesela biz bazen şöyle bir şeyle karşılaşabiliyoruz. ‘Bize oy vermeyen vatandaşa hizmet götürmemek’ gibi.
“ONU YAPAN BELEDİYE BAŞKANINI SİLERİZ; ÇOK NET SÖYLEYEYİM”
Onu yapan belediye başkanını sileriz; çok net söyleyeyim. Çünkü biz hizmet belediyeciliği derken hiçbir mazeret söylemeksizin, ayırmaksızın hizmetten bahsediyoruz. Burada söylemek istediğim, biraz önceki konu şu: Şehirlerin üç tane A protokolü var; birisi vali, ikincisi garnizon komutanı, üçüncüsü de belediye başkanı. Bu üçü her bayramda milletin önündedirler. Biri, nihayetinde devletin temsilcisi, bakanlıkların oradaki temsilcisi vali. İkincisi ordunun temsilcisi, üçüncüsü de halkın temsilcisi. Şimdi valiler bir eğitimden geliyorlar, en az siyasalı bitiriyorlar, genel müdürlükler yapıyorlar, kaymakamlıklar falan derken 20-25 sene sonra vali olabiliyorlar. Komutanlar da haliyle askeri okullarda bir disiplin içerisinde yetişiyorlar, yurt dışına gönderiliyorlar. Teğmenlikten başlayarak 25 sene boyunca müthiş bir disiplinden geçiyorlar.
“ BAŞKANLARI DÜZENLİ EĞİTİM KAMPLARINA ALACAĞIZ”
Fakat belediye başkanlarıyla ilgili böyle bir eğitim metodolojisi yok. Halkın temsilcisi olarak siz bir iyi insanı aday gösterip onun üzerinde herkesin ittifak etmesini ve partinizin seçilmesini sağlıyorsunuz; burada sorun yok. Ancak bunun bir eğitim yolu olmadığı için, belediye başkanı arkadaş geldikten sonra o şehirde bir bütçeyi idare edecek, bir grup insanı idare edecek ve şehre hizmet edecek. Burada yeni kaynak oluşturma, buradaki yapacağı hizmetlerdeki öncelikler, o bütçeyi kullanma, para yönetimi, insan yönetimi, mekân yönetimi, zaman yönetimi, algı yönetimi; bütün bunlar noktasında işte belediye başkanlarının müthiş bir eğitimden geçmesi lazım. Biz parti içerisinde gerek seçimlerden önce, gerek seçildikten sonra seçilmiş belediye başkanlarımızda bu eğitim metodolojisini çok sıkı şekilde hayata geçirmeliyiz.
“MİLYONLARI KENDİ İSTEDİKLERİ YERE HARCAYAMAZLAR”
Adaylar belirlendikten sonra ilk olarak 3-5 günlük kampa alacağız. Bunu düzenli olarak 6 ayda bir yapacağız. Duayen belediye başkanları, bakanlar ve zaman zaman Sn. Cumhurbaşkanımızın katılımlarıyla eğitimler vereceğiz. Buna tecrübe paylaşımı da diyebilirsiniz. Yani orada belediye başkanı kendi başına gelip bütçe yürütme derken milyonlarca doları kendi istediği gibi bir yere harcayamaz. Tamamen şeffaflaşacak bir durumdan da bahsediyoruz bu noktada.
Metal yorgunluk diyerek birçok belediye başkanı da görevden alınmış, yerine yeni başkanlar gelmişti. Seçimlere kadar değişiklik söz konusu olacak mı? Artı, değişen belediyelerde ne değişti?
“VATANDAŞTA ELİM KIRILSAYDI HİKÂYELERİ BAŞLIYORSA GEREĞİNİ YAPARIZ”
Belediye başkanı arkadaşlarımızın birçoğunda müthiş başarılar var. Bunu ya anlatıyorlar-ya anlatamıyorlar ama gözlemliyoruz. Herkes kendi şehrini artık Avrupa’yla kıyaslar hale getirdi. İstanbul’u Avrupa’yla kıyaslayamazdık, doğal güzelliğini kıyaslardık her zaman ama şehir yaşamını ve ortamı kıyaslama imkânımız hiç yoktu. Benim şehrimde bile, Kayseri’de bile insanlar Paris gibi oldu diyorlar. Ama biz parti olarak 5 sene boyunca seçtikleri insanı ne yapayım kardeşim, seçimlere kadar ben sabretmek zorundayım gibi bir anlayışı da doğru bulmuyoruz. Çünkü vatandaş söylüyor yapıyor: Oy veriyor, seçiliyor, sonra bir müddet sonra bakıyorsunuz ki vatandaşın istemediği çok şey yapılmaya başlanıyor. Ortalama söylüyorum bunu, bir parti için söylemiyorum. Vatandaş şikayetlenmeye başlıyor, sonra elim kırılsaydı hikâyeleri başlıyor. Parti de bunu hissediyor. Başkanı uyarıyor, fakat bildiğini işliyor, devam ediyor, özerk bir yapı var orada nihayetinde. İnsanlar beş sene boyunca bunu çekmek zorundalar mı?
Parti uyarıyor ihtar ediyor daha olmadı kusura bakma arkadaş diyor parti, bundan öte bir şey olabilir mi? Biz bunu yaptık, evet buna biraz itiraz edildi, ama nihayetinde o yörelerdeki seçimlerde biz bunun faydasını da gördük. Ben eski arkadaşları suçlamak adına söylemiyorum, o ayrı bir şey. Ama partinin prensibi böyle. Bundan sonra da böyle olacak, eğitimler, anketler, en iyi bulduğunuz kişiler ve bulduk diye bir köşeye çekilmek yok. Parti prensiplerine aykırı hareket ediyorsa ihtar. MYK’ya getireceğiz. Pat diye insan görevden alınmaz, doğru değil ama olmuyor, o zaman yollarımızı ayıracağız. Biz başka partiler gibi, suçluysa suçlu, ört üzerini savunmaya geç politikasında değiliz. Vatandaş önüne biz parti olarak çıkıyoruz. Eğer belediye başkanı kendine çok güveniyorsa gitsin bağımsız aday olsun, o şehirde seçilsin hizmet etsin; kimse bir şey demez buna, saygı duyarız. Ama biz diyoruz ki; AK Parti’nin adayı Ahmet efendi bağımsız değil orada.
Peki, yüzde 42 gibi bir oyla karşılaştık Cumhurbaşkanlığı seçiminde, bir düşüş var ve siz de bunun altını çiziyorsunuz. Şimdi bu düşüşün yerel seçimlere etkisi nasıl olur? Bunun için çalışmalar karşılık bulacak mıdır?
Yerel seçimlerde vatandaşın tercihler biraz daha farklı yönde evriliyor. Senelerce bunu ben de bire-bir yaşamış birisiyim. Yaptığımız anketlerde vatandaşa, partinize mi oy verirsiniz, adaya göre mi oy verirsiniz dediğimiz zaman, yüzde 60’lar civarında vatandaş ben partiye oy veririm diyor. Benim siyasal bir tercihim var, bu benim değişmez diyeni görüyoruz; bu gittikçe azalıyor. Eskiden yüzde 30’larda olan adayı takip ederim oranı da yüzde 50’lere doğru çıkıyor.
Doğrusu bu mu?
Elbette bu. Yani vatandaş kendisini idare edecek, her gün televizyonda göreceği insanı kendisi tercih etmeli, onun şahsında ya güven duymalı veyahut da yok, beni idare etmesin bu arkadaş demeli.
Şu da yok mu? Adaya veriliyor ama arkasında AK Parti var, o mantalite var, o vizyon var, o misyon var diye de düşünebilir herhalde vatandaş.
“YEŞİLE SAYGI DUYMAYAN BAŞKANI GERİ DE ÇEKERİZ”
Elbette parti olarak, kurumsal olarak biz çok güçlüyüz ve belediyecilik konusunda müthiş bir deneyimimiz var. Ortaya koyduğumuz performans da bunun ispatı. Bulduğumuz adam da bizim kefaletimizle ortaya çıkıyor, biz arkasında duruyoruz, seçiyoruz AK Parti olarak. Bizim prensiplerimize bağlı olarak bu arkadaşımız hareket etmeli, bizim aldığımız kararlara da elbette ki uymalı. Yani en azından bizim vatandaşın şikayetlendiği noktada ki ortaya koyacağımız parti prensiplerine aykırı hareket etmemeli. Nedir bunlar? Yeşil alanları yok etmeyeceksiniz diyoruz. Hiçbir belediye başkanı bundan sonra yeşil alana kütle koyamamalı. Eğer koymayta ısrar ederse oraya kütle koyup satmaya çalışırsa ihtar ve geri çekme dâhil her türlü fikir düşünülebilir.
Zaman zaman Sn. Erdoğan tepki gösteriyor. İstanbul için de siluet konusunda tepki göstermişti.
“BAKIRKÖY TARAFINDAKİ YÜKSEK KATLILARI KİM YAPTI DİYE ÇIKARDIM”.
Sayın Cumhurbaşkanımız ısrarla yatay mimariye dikkat çekiyor. Mahalle kültürüne dikkat çekiyor ben de yüzde 100 katılıyorum. O mahalleler özlemlerimiz bizim. Düşük katlı evlerin bir meydanının olduğu o çevrede biraz ticaretin şekillendiği. Sosyal tesislerin olduğu, işte orada okulun, caminin, mescidin olduğu yerler. Açılan sokaklar ve herkesin birbirini tanıdığı, merhaba dediği, gidip bakkalından alışveriş ettiği yerler. Şimdi kutucuklar içerisinde insanlar yaşıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız bunu dikkat çekmekle birlikte belediyelerin de kendi içerisinde plan yapma yetkisi var. Belediye Başkanı serbest hareket ediyor. İstediği yere, istediği kadar yüksek kat veriyor ve ortaya bir şey çıkıyor. Mesela Bakırköy tarafındaki yüksek katlıları kim yaptı diye çıkardım.
Kim yapmış?
“TEKLİFİ YAPTIM, YASAL ÇERÇEVE GETİRECEĞİZ BU SIKINTILARA”
Özelleştirme İdaresi, Turizm Kültür Bakanlığı, hangi tarihte yapıldığı belirsiz birtakım yapılar var. Birçok yerde belediyelerin verdiği yüksek katlılar var. Cumhurbaşkanı ne yapsın durmadan uyarıyor. Bakın çok değişik kurumların eliyle o hale geldi orası. Bir tek kurum eliyle gelme değil. TOBB’un, Emlak’ın yeri var bir sürü yer var zaten. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu dikkatleri üzerine ben kendisine de MYK’da şunu teklif ettim. Bir yasal çerçeve çizelim bunu da Meclis’in ilk açıldığı gündemde gündeme getirip yasalaştıralım, bazı kurallar koyalım ve herkes buna uymak zorunda kalsın. Mart ayında seçim olacağına göre herhalde Ocak’ın sonunda falan Meclis kapanır yetişir mi, yetişmez mi diye bunu tartıştık. Yetişemeyeceği gibi bir kanaat oldu. Çünkü Meclis Ekim’de açılacak bütçe görüşmeleri başlayacak, arkasından tatile girecek. Elde mevcut kanunlar var görüşülecek. Derken bizim çok tartışılması gereken kanunlar sanki belediye seçimleri sonrasına kaldı.
Özel yasalar getireceğiz diyorsunuz. Nedir onlar. Açalım?
“5 KATLI MAHALLEYE GÖKDELEN DİKİLEMEYECEK”
Parsel bazlı yoğunluk artışları artık yavaş yavaş olmuyor, hiç olmayacak neredeyse. Neyi kast ediyorum? Bir mahalle düşünün 1000 tane konut var 5 katlı hepsi aradan bir tanesi çıkıyor 25 katlı dedikoduyu nasıl önleyeceksiniz orada? Herkes başlıyor şimdi bunun bir meclis üyesi tanıdığı var oradan girmiş, adamını bulmuş vs. Bazen günahı olmayan belediye başkanı bile ortaya atılıyor hırpalanıyor. Bunu yasaklamak lazım işte. Mahalle bazlı veyahut da ada bazlı dönüşüm olması lazım. Temel prensibimiz bu olsun dedik Sayın Cumhurbaşkanımıza.
Kentsel dönüşüm yapılıyor vatandaşın evini yeniliyorsunuz, ama herkes şikâyetçi. Adamın evini şurada yıkıyoruz 8 kilometre öteden veriyoruz. Hatırası burada, komşuluğu burada niye 8-10 kilometre öteye götürürsünüz siz adamı? Yerinden verilmeli. Mahalle kültürüyle bizim özlem duyduğumuz o yapının oluşması sağlanmalı. Yeni yapılarda bunların hepsinin yasasını çıkarabiliriz.
“PLAN TADİLATLARIYLA OYNANMASINI ENGELLEMEK LAZIM”
İkide bir plan tadilatları Meclis’e gelmesin oynamayalım şu planlarla. Çünkü planlar yapıldığında bir hesap üzerinden yapılır. Burada kaç kişi yaşayacak kardeşim? 100 kişi. 100 kişiye lazım olacak okul, sağlık ocağı, otopark. 25 katlı yapınca 130 kişiye çıkıyor, ama yol aynı yol, okul aynı ve sıkışıklık başlıyor. Plan tadilatlarında eğer karşı tarafa siz bir artık kazanç sağlıyorsanız bunun değerini hesaplayalım kamu alsın diyoruz buna değer artış payı deniyor. Yani birisinin bir parseli var eskiden konut yapabilirken diyor ki, bak burası çok güzel bir alışveriş merkezi olur. İhtiyaç varsa yapılabilir bunu yasaklamayalım eyvallah. Ama bunu yaptığımızda ortaya bir değer artıyor ya 100 liralık malı, 1000 lira yapıyoruz ya karşı tarafa bir şey sağlamış oluyoruz. O zaman oradaki farkı tespit etsin komisyonlar. Bunu da kentsel dönüşümünde kullanalım, belediyelere bütçe olsun. İşte bütün bunların yasal hazırlığını ben teklif ettim. Seçimden sonra bunlar gündeme gelecek. Bunlar büyük bir hızla gelecek.
Sanırım bu teklifinize muhalefetten şerh çıkmaz.
Tahmin ediyorum ki çok itiraz olmaz. Onlarla da görüşürüz. Daha önce bu fikirleri paylaştığımızda çok itiraz da eden de olmadı.
İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Hatay, Mersin, Muğla, Aydın, Eskişehir, Tekirdağ buralar muhalefet iktidar çekişmelerinin yoğun olacağı yerler gibi gözüküyor. Deniyor ki burada cumhur ittifakı söz konusu olursa yarışlarda AK Parti lehine olur. Katılıyor musunuz?
“ NİYE İTTİFAKLAR PEŞİNDE KOŞALIM Kİ”
İttifak ufukta gözükmüyor. Devlet Bey’in de ifadelerinden bunu anlıyoruz. Gerçekten de yerel idarelerdeki seçimlerde ittifak yapmak çok zor, bu genel seçimlere benzemiyor. Genel seçimlerde siz temel prensipleri ortaya koyuyorsunuz, belli ilkeler etrafında anlaşıyorsunuz, sonra seçimlere girdiğinizde herkes kendi partisine oy veriyor, ama değerlendirilirken ortak değerlendiriliyor bu çok daha kolay. Şimdi yerele geldiğiniz zaman sizin bulacağınız aday iki partinin tam toplam oyunu alamayabilir. İki tarafın tam benimseyeceği bir adam olmayabilir. Meclis üyelikleri konusu da gündeme gelecek bunlar çok kolay işler değil. Ancak ileride şartlar ne getirir, neler değişir, karşı gruplarla ittifaklar olur mu? Bunları da görmemiz lazım.
Öte yandan AK Parti olarak girip seçimlere her ilde iddialı bir şekilde almak istiyoruz. Şu andaki 81 ilde 60 vilayette birinci partiyiz. 6 tane vilayette kıl payı ikinci partiyiz. Siz illeri saydınız ya işte onlarda. Bizim bulduğumuz aday şahsıyla o arayı kapatabilir. O zaman bizim 66 tane ili AK Partili yapma imkânımız var. Niye biz başka türlü ittifaklar peşinde koşalım ki?
Şimdi mesela gönül ittifakı deniyor. Evet, resmi bir ittifak yok. Biz buna benzerini son seçimde gördük. CHP, HDP barajı geçsin diye oy verdi.
“KAVGALI VE İLÇELERİ PAZARLIKLA BÖLÜŞTÜREN CHP’NİN İŞİ ZOR”
CHP seçimde bunu algı olarak bilinçli yaptı. Ben CHP’nin işinin zor olduğunu zannediyorum.
24 Haziran seçimleri yapılalı 2,5 ay olmuş yeni değerlendiriyor sonuçları. Seçimin değerlendirmesini yapmakta zorluk çekiyorlar o da kavgalı bitiriyor zaten. Arkasında 1250 tane delegenin oyunu üç ayda sayamadılar, hala kavgaları sürüyor. Kavgalı eve kız verilmez bizim adetlerimize göre. Kendi içerisinde bu kadar kavgalı olan, pazarlıkların yapıldığı şu şehri sana bıraktım muhalefetin bir grubuna, bir gruba sana falan kesin alacağımız belediyeyi bıraktım. Sana işte İstanbul’daki şu ilçede yüzde 70’iz kesin bizim ki oraya bıraktım sen de beni gör. Bu tür pazarlıklarla ilçelerin dağıldığı bir ortamda ne hizmet bekleyeceksiniz ki? Böyle bir yapıyı vatandaş görmüyor mu zannediyorsunuz.
“KANDİL HDP’NİN CHP’YLE İTTİFAK YAPMASINI İSTİYOR”
Arkasından HDP gibi PKK’yla neredeyse eş olan bir yapıyı Meclis’e taşıdıkları gibi, belediyelerde de iş başına getirmek gibi bir amacı düşünüyorlarsa herhalde CHP’nin asıl onlarca yıldır gönül veren Atatürkçü, laik grubuna dertlerini anlatamazlar. O yüzden zor. HPD Kandil’den aldığı emirle şu anda CHP’yle ittifak yapmak için can atıyor. Çünkü zordalar tutunacak dal arıyorlar. Fakat işin garip tarafı, bunları Meclis’e taşımakta bir beis görmediği gibi CHP’liler, aynı zamanda şimdi acaba millete çaktırmadan bunlarla nasıl ittifak yaparızın da yollarını arıyorlar. Kapalı kapılar ardında ilçelerden birini bana verirseniz ben de şurada size veririm gibi. Falan ilçeye bizim adamı verirseniz biz de sizi şurada destekleriz gibi kulağımızı bir sürü lüzumsuz işler geliyor.
Belediye başkan adayları ne zaman belli olacak?
“MUHALEFETTE OLDUĞUMUZ YERLERDE DAHA ERKEN AÇIKLAYACAĞIZ”
Muhalefette olduğumuz yerlerde daha erken açıklayacağız ki çıksınlar çalışsınlar. Normalde senenin sonuna doğru açıklarız ama ilk olarak muhalefette olduğumuz yerler. Şunu diyenlerde var. Erken açıklamayın adamın falsosunu bulurlar. Biz falsolu adam getirmeyeceğiz. İftira varsa temizlesin. Bölge bölge, grup grup açıklayabiliriz. Biz hızlı davranıyoruz.
“BUGÜN STARTI VERİYORUZ”
Bana yardımcı olacak milletvekillerimizle toplantılarımız var. Bu arkadaşlarımızın hepsinin sorumluluk alanlarını belirleyeceğiz. Karadeniz, Akdeniz ve Orta İç, İstanbul, Ankara bu arkadaşlarımız bugünden itibaren araziye çıkacaklar. Ancak zaten bir evvelki birim başkanı arkadaşlarımızın yaptığı birçok raporlamalar var onlarda bir görev alacaklar, okuyacaklar. İllere gidip oralarda yoklamalar yapacaklar. Önce teşkilatla oturup konuşacaklar. Arkasından bütün STK’ları gezecekler. Mesela Gazeteciler Cemiyetini uğrayacaklar olmazsa olmaz. Bütün gazeteciler her türlü haberi ve dedikoduyu bilirler. Ticaret, esnaf odalarına, Pazarcılar Odasına uğrayacaklar. Manavlar, bakkallar. Yemeklerini teşkilatın kendilerine belirledikleri alanlarda yemeyecekler. O şehir raporları ortaya çıkınca orada biz iktidardaysak bizim başkan hakkındaki genel kanaatlerimiz anketlerle örtüşüyor mu, örtüşmüyor mu? Manipüle edilmemiş anket de her zaman doğru sonuç veriyor. Adamın gördükleri izlenimleri anketle yan yana geldiğinde örtüşüyorsa ve orada bizim arkadaşımız başarılıysa niye bir başkasını koyalım. Ama değilse bir dakika diyeceğiz. Bunların aslında raporları var da ben bir daha çıplak gözle görmek istiyorum.
Tecrübenize ve elinizdeki raporlara dayanarak soruyorum. Çok büyük değişiklik olacak mı adaylarda?
30 büyük şehrin 18’i AK Partili. 51 vilayetin 30’u AK Partili. Nüfusun yüzde 61’ine hitap ediyor bizim arkadaşlarımız belediyelerde. Bu arkadaşlarımız içerisinde üç dönem kuralına takılacaklar olabilecek. Arkadaşlarımızın içerisinde başarılı olanları tespit ettiğimizde yeniden bizim başkanlarımız devam edecekler. Başarılı insanları da kırmak istemeyiz. Çünkü insan zor bulunuyor. Belediye misyonunu bir adamın üstlenmesi, onu severek yapması hakikaten kolay bir iş değil. Çünkü adamın ne zamanı ne özeli kalıyor. Belediyeyi anlayacak adam zor bulunuyor.
Kayyum atanan belediyeler için nasıl bir durum söz konusu. Kayyum atamalarından sonra memnuniyetler arttı mı? Özellikle HDP’li belediyelerde ne olur? Halk hizmete mi ideolojiye mi oy verir?
“KİMSENİN SUÇ İŞLEME ÖZGÜRLÜĞÜ YOKTUR”
93 tanesi terörden, 8-10 tane de yolsuzluktan ya da FETÖ’den görevden alınanlar. Şimdi terörden görevden alınan yerler için söyleyeyim. Orada yapı kırıldı. Onların en önemli gücü silahlı güçtü ve PKK’ya yaslanmışlardı. PKK şehirlerde, ilçelerde, köylerde bitti. Şimdi dağlar temizleniyor. Yurtdışı sızmaları engelleniyor. İkinci güçleri yereldeki belediyelerdi. Oyları alıyorlar ve orayı da adeta lojistik bir üs gibi kullanıyorlardı. Bu da gitti. Şimdi işler iyice zorlaştı. Ancak fikren ve zikren o yapıya yakın olanlar var. Eğer oraya gelecek kişi yine dağa çalışacaksa, bütçeden kendine kar elde edecekse ilk günden müdahale ederiz. Takip ederiz. Kimsenin suç işleme özgürlüğü yoktur. Bu arada kayyumlardan da aday çıkacaktır.
İstanbul’da Kürt seçmen nüfusu fazla. Bir iddiaya göre bu seçmen kitlesi İstanbul’da CHP’yi destekler. Katılır mısınız?
“KÜRT SEÇMEN GÜNEYDOĞU’DA OYUNU CHP’YE VERMİYOR, İSTANBUL’DA NEDEN VERSİN”
Kürt seçmen Güneydoğu’da bir tek oyunu bile CHP’ye vermiyordu İstanbul’da neden versin merak ediyorum. CHP, HDP’nin yoğun olduğu yerlerde 5. Parti. Ya birinci parti biziz ya da ikinciyiz. Neden biz? 15-16 yıldır biz varız ve bizden önce sıkıyönetimler oldu. Faili meçhullere şahitlik ettik. Adamın kimliğinin inkâr edildiği dönemler var. Biz geldik. Allah’ın verdiği kimliği biz nasıl inkâr edelim. Arkasından hizmet yağdı. Kürtçe bir kelam edilemezdi. Serbestleşti. Şimdi yıllarca CHP zihniyeti zulüm etmiş niye oy versinler onlara. Bu sadece bir takım matematiksel olarak yönlendirme yapmaya çalışana adamların fantezileri. Tabii biz her demografik yapıyı da dikkate alacağız. Elbette Kürt vatandaşlardan belediye başkanları olacak. Yeter ki işin ehli olsun. İstanbul’da oy AK Parti’ye gider.
TBMM’den kabineye sadece dört ismi kaydıran Sn. Erdoğan’ın, son dakikada büyük bir sürpriz olmazsa aynı gerekçeyle mevcut milletvekillerinden belediye başkan adayı da göstermeyeceği kaydediliyor. Bu bilgi doğru mu?
“SN. ERDOĞAN TORPiLLi BiRiSİNİ MAÇA ÇIKARMAZ ASLA”
İnanın bilmiyorum. Bakın Sn. Erdoğan siyaset dehasıdır. Siyaseti Türkiye’de en iyi okuyan kişidir. Ve ileriye dönük müthiş hesaplar yapıyor. Şimdi geldiğimiz sistem de elbette çok başarılı olmak ister. Ve geleceğe genç bir ekiple ilerlemek istiyor. Tıpkı teknik director gibi. Kazanmak için sahaya 11 kişi sürer gerekli olunca birisini çeker. Hedef kazanmaktır. Torpilli birisini maça çıkarmaz asla. Torpilli bir kişiyle maç kazanılmaz ki. En iyisiyle maç kazanılır. Ben Sn. Erdoğan’ın milletvekili seçimleri yaparken ben bu arkadaşın iyi belediye başkanlığı yapar dediğini biliyorum.
Mehmet Özhaseki, ‘Cumhur İttifakı’nı büyükşehirlerde bir takım tehlikeli gidişata karşı bir engelleyici unsur olarak gördüklerini belirterek, “Şu şehir sizin olsun, bu şehir bizim olsun’ böyle bir kaba pazarlık asla doğru da olmaz. Yerel seçimlerde 2 artı 2 eşittir 4 etmeyebilir’ dedi.
Siyasetin en önemli gündem maddelerinden biri yerel seçimlerde ittifak yapılıp yapılmayacağı. AK Parti ile MHP arasındaki “Cumhur İttifakı” birlikteliğinin yerel seçimlerde de ne ölçüde devam edeceği merak konusu. MHP’nin İstanbul’da aday göstermeyeceğini açıklamasının ardından AK Parti’nin ittifak için nasıl bir tutum içine gireceği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin görüşmesinden sonra belli olacak. İttifak görüşmelerini yapmak için AK Parti’de görevlendirilen Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki’yle, MHP ile ilk teması, AK Parti’nin ittifak görüşmelerinde kırmızı çizgilerini, adaylık kriterlerini ve MHP için bir ilde aday göstermeme ihtimalinin olup olmadığını konuştum. Özhaseki Milliyet’in sorularını şöyle yanıtladı:
‘Netlik yok’
– İttifak görüşmelerinde süreç nasıl devam ediyor?
Tabii, geçtiğimiz haftalarda gerek Sayın Devlet Bahçeli Bey’in gerek Sayın Cumhurbaşkanımızın beyanatları var. Bu konuya sıcak baktıklarını ifade eden beyanlar bunlar. Bizim partimizde bu ittifak görüşmelerini sürdürmek üzere Numan Bey ile benim ismim belirlendi, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından. MHP’de Sadir Durmaz Bey’i belirlediler. Şu anda iyi niyet çerçevesinde devam ediyor. Bu da çok doğru, asla bunu da reddetmiyoruz önemli olan zaten iyi niyettir. Eğer işin başında iyi niyet varsa bir çözüm bulunur diye düşünüyoruz. Temel argümanımız da biz, Cumhur İttifakı’nın çok doğru bir ittifak olduğuna kanaat getirdik önce. Türkiye bir beka meselesiyle karşı karşıyaydı, partiler önemli değildi. Türkiye’nin bu önemli sorunları karşısında kurmuş olduğumuz birliktelik muazzam bir siyasal mutabakattı. Bu, vatandaş tarafından da benimsendi ve sevildi. Şimdi de bunu özellikle büyükşehirlerde birtakım tehlikeli gidişata karşı bir engelleyici unsur olarak görüyoruz. Ama önümüzdeki günlerde bunu konuşmaya başlayacağız, nasıl olacağı konusunda bir netlik de yok. İttifak ruhuna ve devamlılığına bağlı kalacağımızı vurguladık. Cumhur İttifakı’nın başarısı bizim önceliğimiz.
‘Yanlış anlaşılır’
– AK Parti’nin kırmızı çizgisi ne olacak bu ittifak görüşmelerinde? Hani ‘Bu şehri verelim, bu şehri alalım’ gibi bir şey gelirse veya gelmezse… Kırmızı çizgi ne olacak kriter olarak? Masaya ne koyacaksınız?
Yani şöyle bir pazarlık haddinden fazla yakışık almaz; ‘Şu şehir sizin olsun, bu şehir bizim olsun’ böyle bir kaba pazarlık zaten asla doğru da olmaz. Vatandaş bunu sevmez, vatandaş buna zaten tepki de gösterir. Özellikle yerel seçimlerde 2 artı, 2 eşittir, 4 etmeyebilir. Ben anketlere bakıyorum mesela, yüzde 80 vatandaş kararını vermiş ama yüzde 20 adayı bekliyorum diyor. Yerelde çok dikkat edilir. Mesela 1999’da Kayseri’de bizim partimiz şöyle bir sonuçla karşılaştı, nihayetinde hem genel seçim hem yerel seçim beraber olmuştu. Genel seçimler itibarıyla partimiz yüzde 22 civarında oy aldı, biz belediyede yüzde 40 aldık. Vatandaş çok seçici, çok dikkatli, kendini kimin temsil edeceği, kimin hizmet edeceği hususunda düşünüyor taşınıyor. Elini vicdanına koyuyor, en son o kapalı bölümde gidiyor oyunu kullanıyor. O yüzden bu konularda böyle bir pazarlık gibi gözüken iş doğru olmayabilir, yanlış da anlaşılır. Ancak ittifaklar, kanuni bir altyapısı olmamasına rağmen bir türlü vatandaşın kendi oy tercihleri arasında değişik şekilde yönlenmeleriyle birtakım ittifaklar kurulabilir. Bunların ama nasıl olacağı hususunda bir netlik olmadığı için hepsi tartışmaya muhtaç, önümüzdeki günlerde konuşmaya, istişareye muhtaç. Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki, Cumhur İttifakı bir pazarlık için değil, milletin istikbali için kurulmuştur.
– Her ilde adayınız olacak diye açıklandı…
Tabii ki biz ona göre çalışıyoruz ama önümüzdeki günlerde görüşmeler ne gösterir, onu bilemem. En çok oyu alacak değil iş yapacak aday gösterilecek.
‘En rahat seçimi İstanbul’da yapacağız’
– İstanbul’da nasıl sonuç çıkar?
İstanbul sadece Türkiye’nin değil dünyanın en önemli merkezlerinden biri. İstanbul’u herkes yönetmek ister, bütün partiler ister. Zamanında değişik partilere vatandaşlar zaten görev vermiş. Yani İstanbul’da bakın 4 dönem CHP var bizden önce, Anavatan Partisi de var, değişik askeri dönemlerdeki oluşumlar da var. Sonra 94’te Cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığıyla başlayan müthiş bir hizmet atağı oldu. Hakikaten yirmi sene önceki İstanbul ile bugünkü İstanbul arasında dağlar kadar fark var. Yeşil alanlar açısından bakarsanız, yollar, köprüler, tüneller açısından bakarsanız, raylı sistemler uzunluk itibarıyla eskiyle kıyaslanırsa bizim yaptığımız işler ortada. Vatandaş hizmeti görünce ben AK Partiden yana bir eğilim olacağını çok net söyleyebilirim. Bu millet çöp dağlarını unutmadı. Çöplüğün patlayıp da 40’a yakın vatandaşımızın öldüğünü de unutmadı. Militanların kahvelerde oturup otobüslerle eylem alanına gittiklerini de unutmadı. Bizim de neredeyse yirmi yıldır kesintisiz devam eden çalışmalarımızda o kadar çok İstanbul’a güzel işler yapıldı ki önümüzdeki günlerde belki de en rahat seçimlerimizden birini İstanbul’da yapacağız diye düşünüyoruz. Çünkü yaptıklarımızı söyleyeceğiz ve önümüzdeki günlerde neler yapabileceğimizi de anlatacağız. Bizim programımız belli, İstanbul’un analizi de belli, İstanbul’un neye ihtiyacı olduğu da belli. Bunu yapabilecek güçte biz de var zaten.
‘Reddetiğimiz pazarlık’
– İstanbul için CHP-HDP ittifakı iddiaları var…
Öbür partilerin çalışmalarını duyuyoruz, şu şekilde gelişiyor: En parlak sima kim? En çok kiminle oy alırız? Bunu koyalım, birinci bu. İkincisi, bizim buna gücümüz yetmiyor, en parlak simalarla seçim alamıyoruz, o zaman yanımıza kimi almalıyız? Terör örgütünün uzantısı partiyle pazarlıklar başlıyor. Bunu herhalde duymayan da kalmamıştır tahmin ediyorum. Herkes, tüm Türkiye duydu bunu. Bu da vatandaşın hiç hoşuna gitmez. Yani ‘Bir iki ilçeyi bize ver, büyükşehri sen al’ gibi bir pazarlık, işte işin başından beri bizim reddettiğimiz pazarlık o. Bundan dolayı da ben doğrusu İstanbul’da daha rahat hareket edeceğimizi umuyorum.
‘Aday açıklama bu ayın sonunu bulur’
– AK Parti yerel seçimlere nasıl hazırlanacak?
AK Parti, yerelde çok başarılı belediyecilik örnekleri ortaya koyan bir parti ve oturmuş yapısıyla da eskiden olduğu gibi şimdi aynı çizgide çalışmalarını devam ettiriyor. Biz Genel Merkez olarak bir taraftan her yıl yaptığımız anketlerin artık sonuna geldik. Neredeyse her belediye başkanı ve belediye hizmetleri için 6-7 anket var. Ayrıca her yıl o bölgelere birkaç kez giden milletvekilli arkadaşlarımızın raporları var. Şimdi de bizim Yerel Yönetimler biriminin o şehirlerle ilgili hazırlamış olduğu raporlar var. Bütün bunlar bir araya geldiğinde az çok bir belediye başkanının başarısı, başarısızlığı ortaya çıkıyor. Teşkilat, milletvekilleri ve anketler birbiriyle örtüşüyorsa o zaman zaten diyecek bir şey yok, yolu açık olsun diyeceğiz. Yok, bazen bunlar çelişiyorsa o zaman bir daha gözden geçiriyoruz. Adaylarımızda ne arıyoruz? Bir; elbette ki liyakat ve ehliyet arıyoruz. Yani oraya koyacağımız adam ‘En çok oyu kim alır?’ diye bir sorunun neticesinde çıkacak adam değildir, o işi yapabilecek adamdır önce bizim için gerekli olan. Ayrıca bir de bizim başkanımızın kapısı açık olacak, gönlü açık olacak, sofrası açık olacak, yüzü gülecek. Şimdi bunlar bir araya geldiği zaman bizim aday profilimiz de ortaya çıkıyor.
Rapor hazırlanıyor
– AK Parti adayları ne zaman açıklayacak?
Bugünlerde bizim arazi çalışmalarımız devam ediyor. Yani bir taraftan anketler, bir taraftan araziye giden arkadaşların oradaki vatandaşı dinlemeleri, bunun neticesinde çıkacak raporları hazırlıyoruz. Herhalde bu ayın ortalarından itibaren komisyonlar kurup, o raporları inceleyip müracaatları değerlendiririz. Yavaş yavaş işler müşahhaslaşmaya başlar, isimler ortaya çıkmaya başlar. İşte bu ayın sonunu bulur herhalde tahmin ediyorum ki.
‘Değişim de olabilir’
– Belediye başkanlarından ne kadarı yenilebilir?
Şimdiden bunu söylemek çok erken, bir rakam da veremeyiz yüzde itibarıyla. Yeni bir döneme doğru yelken açıyoruz, gönül belediyeciliği. İşte burada bizim taraftan belediye başkanımızın ehliyetini, liyakatini ölçerek, bu işi yapıp yapamayacağını ölçerek aday tespitine karar verirken bir taraftan da hakikaten insan ilişkisinin ne olduğuna çok daha dikkatli bir şekilde bakmak zorundayız. Bütün bu kriterleri sağlayan arkadaşlarımızla yola devam edeceğiz zaten ama değişim de olabilir, yenilikler birçok yerde olabilir, bunun da doğal karşılanması lazım.
‘HEDEF, 20 İL DAHA FAZLA ALMAK’
– Seçimlerde hedef ne?
Cumhurbaşkanlığı seçiminde illere belediye mücavir çevrelerinde baktığımız zaman 60 ilde biz 1’inci partiyiz, 6 ilde de kıl payı 2’nci partiyiz. Demek ki AK Parti hali hazırda 48 ilde belediye başkanlığını almasına rağmen çok daha fazla ili alabilir. Bunu nasıl yapacak AK Parti? O şehirleri doğru okuyarak, doğru fotoğrafını çekerek, arkasından uygun adaylar bularak ve milletin beklentilerine cevap vererek bu işi yapabiliriz. Eğer bunu biz doğru şekilde şehirleri analiz edip arkasından da hakikaten doğru isimlerle yola çıkarsak birçok yerde yapabiliriz. Bizim hedefimiz elbette ki eski aldığımız belediyeleri almak, sonra da bunun üzerine dediğim gibi en az 20 il daha alabilecek şekilde hazırlanıyoruz.
]]>
31 Mart Yerel Seçimi öncesi ziyaretlerini arttıran AK Parti Ankara Büyüksehir Belediye Başkan adayı Mehmet Özhaseki’nin en dikkat çeken projelerinden biri de’Kültür Yolu’…
AK Parti Ankara Büyüksehir Belediye Başkan adayı Mehmet Özhaseki’nin açıkladığı ve 11 ana başlık altında; “Kültür-Sanat-Turizm, Sosyal, Çevre, Çocuk Şehri, Yeşil, Yerel Kalkınma, Akıllı Şehir, Spor, Ulaşım, Kentsel Yenileme ve İlçe Projeleri” şeklinde sıralanan vaatler, 111 alt başlıkta yer alan projelerle hayata geçecek.
Bakanlık yaptığı günlerden bu yana Ankara ile ilgili farklı projelerin altında imzası olan Özhaseki, tüm projelerini ayakları yese basan vaatler olarak yorumluyor. Başkent turizmi açısından büyük önem taşıyan ve Özhaseki projeleri içinde en dikkat çekenlerden biri olan “Kültür Yolu’, “kısa” ve “uzun” hat olarak iki ayrı güzergahtan oluşuyor. Bu güzergahı takip edenler Ankara’yı dünden bugüne tanıma imkanı bulacak. “Her Yol Roma’ya çıkar” söylemini, “Her Yol Ankara’ya Çıkar’a dönüştürecek olan proje, özellikleriyle bir ilk.
‘Kısa’ve’Uzun’yol Ankara Kalesi merkez alınarak yapılacak iki tercihli Kültür Yolu’nun bir bölümü teleferik ile gezilebilecek. Özhaseki, isteyenlerin bu hattı yürüyerek bir günde çok rahatlıkla tamamlayabileceğini söyledi. Mehmet Özhaseki, Kültür Yolu’na neden gerek duyulduğunu anlatırken şunları söyledi: “Hepimiz Ankara’da yaşıyoruz. Bir misafiriniz gelse ve ‘Ankara’da nereye gideyim” diye sorsa, “Hacı Bayram, Ankara Kalesi, Hamam Önü oradan da Külliye’ye git’ dersiniz. Başka bir şey gelmiyor aklımıza değil mi? Oysa Ankara’nın binlerce yıllık geçmişi var. Ankara’nın tarihinin, kültürünün, güzelliklerinin kolayca gezilebilmesi, görülebilmesi için 8 km’lik kısa hat, 12 km’lik uzun hat şeklinde bir Kültür Yolu projesi hazırladık.”
“Ankara Kalesi’nden Anıtkabir’e ve oradan da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne doğru giden 8 kilometrelik kısa hat üzerinde tescilli toplam 382 eser olacak. İkincisi uzun hat: Ankara Kalesi’nden başlayıp Atakule’ye kadar devam edecek. 12 kilometrelik bu hatta da 411 eser var” şeklinde özetleyerek duyurduğu yolu gezenler. 99 ayrı noktada yüzlerce eser ve mekanı görmüş olacak.
AK Parti’den Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı olan Mehmet Özhaseki 31 Mart’taki Yerel Seçim’e vizyon projelerle hazırlanıyor. Bu projelerden biri de turizme önemli katkı sağlayacak olan ‘Kültür Yolu’.
İKİ GÜZERGAHTAN OLUŞACAK
AK PARTİ Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Özhaseki, Başkent turizmini ayağa kaldırmada önemli bir rol üstlenecek olan ‘Kültür Yolu’ projesini açıkladı. Geçmişi 3 bin yıl öncesine dayanan Başkentin, tarihsel, kültürel, ticari, sosyal ve toplumsal gelişme sürecinin ayak izlerinin sürüleceği ‘Kültür Yolu’, 8 ve 12 kilometrelik kısa ve uzun iki güzergahtan oluşacak.
ANKARA KALESİ’NDEN BAŞLIYOR
ANKARA Kalesi’nden başlayacak olan 8 kilometrelik kısa hat, Roma Dönemi’nden kalma antik tiyatro, sütun, tapınak, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi’nde kamuya ait tarihi yapılardan oluşan toplam 382 tarihi eseri içine alacak. Bu güzergahtaki kültür rotası, yakın tarihimizin en kanlı darbe girişimiyle sembolleşen 15 Temmuz Şehitler Anıtı’nda son bulacak.
12 KİLOMETRELİK uzun hat ise Ankara Kalesi Akkale Burcu’ndan başlayarak Atakule’de sona erecek. Bu hat da Gazi Meclis TBMM, Atatürk Müze Evi, Pembe Köşk, Camlı Köşk gibi yakın tarihimizin içinde yer aldığı 29’u tarihi yapı olmak üzere toplam 411 eseri bünyesinde barındıracak. Ankara’nın ev sahipliği yaptığı tarihi tüm güzellikler ‘Kültür Yolu’ projesiyle gün yüzüne çıkmış olacak.
HOŞGÖRÜ VE ERDEMİN ŞEHRİ
‘Kültür Yolu’ projesiyle derin tarihi mirasa sahip Ankara’nın geçmişini ve bugünü gelecek nesillere aktarılmasına katkıda bulunmayı amaç edindiklerini belirten Özhaseki, “Ankara’mız Hacı Bayram-ı Veli Camii İle Roma Dönemi’nden kalan Ağustos Tapınağı’nın yüz yıllardır yan yana durduğu, inançlara saygı ve hoşgörünün merkezidir. Yardımseverliğin, paylaşmanın, cömertliğin simgesi Ahilik Külturü’nün, koruyup, kollamanın cesaretin adı Seğmenlerin kentidir Ankara… Ankara’mızı ortak akıl ve irade İle yönetmenin sözünü verirken, ünlü islami düşünür Farabfnln ‘Erdemli Şehir’ tanımına uygun seklide gönülleri ihya, sonra da şehrimizi imar ederek, dünya başkentlerinin en tepesine taşıyacağız. Bizim siyasi ahlakımızda ‘ne aldatan ne de aldanan olmak’ vardır, Ankara icln yüreğimizde ask var, sevk var, gayret var” diye konuştu.
KÖKLÜ TARİH GÜN YÜZÜNE ÇIKACAK
Geçmişten günümüze gelen köklü bir tarih ve zengin bir kültürel mirasa sahip Ankara’nın içinde barındırdığı tüm güzellikler ‘Kültür Yolu’ projesiyle gün yüzüne çıkarılacak. Türkler’den önce Ankara’yı yurt edinen medeniyetleri de içine alan maddi ve manevi değerlerin ‘Kültür Yolu’ ile gelecek nesillere aktaracaklarını belirten AK Parti Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Özhaseki, mevcut tarihi eserlerin restorasyonu için de düğmeye basacaklarını söyledi.
AK Parti’nin Ankara adayı Mehmet Özhaseki, açıkladığı 111 proje arasında kendisini en çok çocuk köyü ve kültür yolu projelerinin heyecanlandırdığını söyledi. Özhaseki, “Yeni projelerin, dünyada ilklerin peşindeyim. Ankara bunu hak ediyor” dedi.
AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mehmet Özhaseki, seçim çalışmaları ve başkente hedeflerine ilişkin Yeni Şafak’a önemli açıklamalarda bulundu. Özhaseki, özetle şunları söyledi: Belediyeleri denetleyen kurumlar var. Para açısından Sayıştay, her girdi çıktıyı denetler. İşlemler açısından İçişleri Bakanlığı, imar açısından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı her zaman belediyeleri denetleyen kurumlardır. Bir taraftan da biz genel merkez nezdinde bütün belediyelerimizi takip edeceğiz.
ELİM KIRILSIN DÖNEMİ BİTTİ
Buralarda partimizin kendine has prensiplerine uyuyorlar mı uymuyorlar mı? Bir bir takip edeceğiz. Eskiden vatandaş oy verir beş sene iyi kötü katlanırdı. Bazen hoşuna gitmezse ‘Elim kırılsın!’ der ama bir şey olmazdı. Şimdi o dönem tamamıyla kapandı. Bizim gösterdiğimiz aday arkadaşlarımız Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı manifestoya uyacak ve bu manifestomuzu şehrine uyarlayacaklar. Belediye başkanlarımız tarafsız olacak ve oy veren vermeyen herkesin belediye başkanı olacak.
BELEDİYELERE KARNE
Belediyelerimizin mali tabloları, personel giderleri ve yatırım bütçesi üzerinde nasıl bir uygulama yaptığının karnesi çıkarılacak. Bu da çok net bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından takip edilecek.
ÇOCUK KÖYÜ VE KÜLTÜR PROJELERİ ÖNEMLİ
Ankara için açıkladığımız 111 projenin için en pahalı ve bizi yoracak olan projeler metro ve ulaşım sistemleri. Beni en çok heyecanlandıran proje çocuk köyü, kültür yolu projeleri. Öbürleri zaten olmazsa olmazımız.
MİLLET BAHÇESİ HEYECANLANDIRIYOR
Ankara trafiğini rahatlatabilmek adına metro ağları iyice genişletilebilmeli. Belli semtlere mutlaka gitmeli. Ben yeni projelerin peşindeyim. Dünyada ilklerin peşindeyim. Ankara bunu hak ediyor. 13 tane millet bahçesi yapmak beni heyecanlandırıyor.
İLÇE AYRIMI YAPMADAN HİZMET
Çevre ilçelerin nüfusu az olabilir orada da temel prensip şu, şehir merkezinde ne varsa orada da o olacak. Alt yapısından üst yapısına. Hepsi yapılacak.
PROJELERİMİZ ÖRNEK OLACAK
Ankara’da uygulayacağımız yönetim tarzı ve ortaya koyacağımız projelerin sadece çevre iller değil 81 il tarafından örnek alınacak. Burası Ankara, herkesin gözü başkentin üzerinde. Burada doğru ve şeffaf bir yönetim uygularsak herkes bunu örnek almak için çalışacaktır.
Ortaya koyacağımız projeler tüm Türkiye’nin projeleri olacaktır. Sadece Ankara’ya değil, Türkiye’ye hitap edecek. Elbette ki Ankara’daki zenginlik, büyüme çevre illere de yansıyacaktır.
MUHALEFET AYRIMI YOK
Özhaseki, “Hükümet olarak 81 vilayetin belde ve köylerine kadar alt yapısı olmayan bir yer kalmasın diye temel görüşümüz var. Orada bir taraftan kendi arkadaşlarımızın o hizmetleri yapmaları için zorlayacağız. Bir taraftan da muhalefette de olsa belediyelerin mutlaka alt yapı işini bitirmelerini isteyeceğiz. Hükümet olarak isteyeceğiz. Yardımcı olacağız. Gerekirse kredi verilecek, gerekirse projelendirmeler yapılacak” dedi. Bahçeli ile görüşmesini ise Özhaseki, şöyle anlattı: “Devlet Bey, büyük bir nezaket göstererek seçim merkezimizi ziyarete geldiler. Biz de misafir etmeye çalıştık.
BAHÇELİ’YE GÜNEYDOĞU SUNUMU
Özel sohbetimizde ben Güneydoğu’dan sorumlu koordinatör bakan olduğum için özellikle oradaki yapılaşmadan gelişmelerden bahsettim. O da çok mutlu oldu. Orada vatandaşın PKK’dan ayrılarak, özellikle zararlarının tanzim edilebileceği ortamı nasıl sağladığımızdan bahsettim.”
SAHADA ÇOK GÜZEL BİR HAVA ESİYOR
Sahaya çıktıkça herkese kendimi tanıttıkça, yaptıklarımı anlattıkça Ankara hakkında düşündüklerimi ifade ettikçe güzel başkentimizin nelere ihtiyacı olduğunu söyleyip projelerimi onlarla paylaştıkça ben arazide çok daha güzel bir hava estiğini görüyorum. Bir taraftan beni tanımış oluyorlar, bir taraftan belirsizlik ortadan kalkıyor, bir taraftan hükümet olarak Ankara’ya neler yapabileceğimiz netleşmiş oluyor. Her gittiğimiz yerde vatandaşımızın yoğun ilgi ve sevgisi tabii doğal olarak bizleri mutlu ediyor. Yolumuz açık çok şükür. İnşallah, 31 Mart gecesi büyük bir zaferle Ankara’da gönül belediyeciliğini zirveye çıkaracağız.
PROJELERE ORTAK AKIL MEKANİZMASI
‘Biz’ kültürünü hakim kılmak lazım. İstişaresiz iş yapmamak lazım. Belediyelerin koca koca bütçeleri var. Bütçelerde öncelikle harcamanın nasıl yapılacağı bölgenin neye ihtiyacı olduğu hususunu popülist bir anlayışla değil, akşamdan sabaha karar vermiş birtakım anlayışlarla değil, orada yaşayan herkesin söz sahibi olduğu, ortak akıl ve istişarelerle bu işi sürdürmek doğru diye düşünüyoruz. Bu bütçeler zor oluşuyor, bütçeler milletin malı. Milletin helal paralarından oluşan bütçelerimizi şehrimiz ve vatandaşlarımız için güzel hizmetlerde kullanmak lazım.
KOPYACILIKTAN UZAK DURDUK
Manifestoda 11 maddelik temel prensipler var. Bu temel prensiplerdeki hususlara dikkat edildiğinde halk daha da rahat edecektir. Her şehrin kendine özgün özellikleri var. Kopyacılıktan uzak projeler hazırlıyoruz. Plan değişikliklerinde kamu yararı dikkate alınacak.
HAYVANLAR SAĞLIKLI HALE GETİRİLECEK
Şehirde insanlar kadar hayvanların, bitkilerin de hakkı vardır. Sokaklarda başıboş gezen, kontrol altında olmayan hayvanlar tehlikeli olabilir. Bunların alınıp bir taraftan sağlıklı hale getirilmesi lazım. Aşılarının yapılması lazım. Sonra hayvanları doğal ortamına bırakmak lazım.
DOĞAL ORTAMDAN KOPARILMAYACAKLAR
Onları hayvanat bahçesi yapıyorum diye bir hapishane içerisinde tutmak kadar kötü bir durum olamaz. Bizim yapacağımız projede hayvanlarımız doğal ortamından koparılmamasını öngörüyor ve ona olanak sağlıyor.
CHP, PKK’NIN SİYASİ UZANTISIYLA BERABER
Meclis’te de CHP ile birlikte hareket ediyorlar. HDP’nin almış olduğu bu kararın vatandaş tarafından çok fazla dinleneceğini zannetmiyorum. CHP bir taraftan PKK’nın siyasi uzantısı ile pazarlık ederken öbür tarafta da İYİ Parti ile iş birliği yapmaya devam ediyor. Bu çok çelişkili bir durum. Bunu zaten izah edemiyorlar.
SİYASETTE HİÇBİR ŞEY GİZLİ KALMIYOR
Gizli kapaklı görüşmeye çalışıyorlar. Siyasette gizli hiçbir şey kalmıyor. Açığa çıktığı zaman bocalamaya çalışıyorlar. İnkar edecek gibi oluyorlar ama edemiyorlar. Dilleri ile dişleri arasında mırın kırın ile işi sürdürüyorlar. CHP bir kere Mustafa Kemal Atatürk’ün partisiyim, diye ortaya çıktığında ve sosyal demokrat çizgisindeyiz, dediğinde neden bu kadar köklü parti kendi içinden kendisi sosyal demokrat olarak özümsemiş bir adayı çıkaramıyor bunun cevabını seçmenine vermek zorunda.
GAFLET İÇİNDELER
Bunu CHP seçmenine anlatamazlar. Bugün neden PKK’nın siyasi uzantısı ile bir araya gelmek gibi bir gaflet içerisinde bulunuyorlar? Neden katilleri her zaman koruyanlarla iş birliği yapmak için çırpınıyorlar. Niye bunu dürüstçe yapmıyorlar. Madem bunun doğru olduğuna inanıyorlar, çıkıp aleni olarak savunmalılar. Yiğitçe çıkıp “Evet, biz PKK’nın siyasi uzantısı ile şundan dolayı beraber adım atıyoruz” diyebilmeliler.
ÇELİŞKİYİ SEÇMENE ASLA ANLATAMAZLAR
Bir başka zorluk İYİ Parti tarafında. Destekledikleri ve ortak oldukları parti kendilerinin belki de varlık sebeplerine karşı olan bir parti şu anda. Milliyetçi olduğunuzu söyleyeceksiniz, ülkücü olduğunuzu söyleyeceksiniz. “Alparslan Türkeş’in mirasçısıyız” diyeceksiniz güzel bunu tartışmıyoruz. Bir taraftan PKK’nın siyasi uzantıları ile iş birliği yapan her fırsatta onlara destek çıkan parti ile çok çıkarcı bir şekilde ortaklık kuracaksınız. Bu anlaşılır bir şey değil. Seçmeninize ve vatandaşımıza bu çelişkiyi asla anlatamazsınız.
AK Parti Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Özhaseki CNN Türk’te yayınlanan 40 programında Buket Aydın’ın sorularını yanıtladı.
Özhaseki, 11 başlıkla 111 proje hazırladıklarını belirterek, “Ankara Kalesi’nden başlayarak Hacıbayram’a gelen sonra Roma Hamamı’ndan Ulus, Sıhhiye, Kızılay ve Saraçoğlu’na doğru giden kısa bir Kültür Yolu projesi hazırladık. Bu yol üzerinde tam 411 tane tescilli eser var. 70’den fazla müze var” dedi.
Özhaseki, “Yıllarca köprüler, alt geçitler, üst geçitler yapmış, barajlar yapmış, stadyum yapmış bir yöneticiyim. Bunları yapmak beni heyecanlandırmıyor ki bunlar zaten belediyelerin yapması gereken projeler. Ancak insana dokunan, sosyal projeler beni müthiş etkiliyor. Bunlardan bir tanesi Çocuk Köyü projesi. Çocuk Köyü projesi 1 milyon metrekareye oturuyor, içinde 100’e yakın etkinlik var. Bir taraftan çocuğun eğlenmesini, enerjisini boşaltmasını, arkadaş edinmesini sağlayacak, bir taraftan da hayata hazırlanmasını sağlayacak projeler var içinde. Bu proje beni heyecanlandırıyor” ifadelerini kullandı.
Özhaseki şöyle devam etti: “13 yerde millet bahçeleri yapacağız. Ankara’da kişi başına düşen yeşil alan miktarı 19 metre civarında biz yaptıktan sonra 27 metre olacak. Ayrıca 55 bin kişilik UEFA standartlarında muhteşem bir stadyum projesi var inşallah 19 Mayıs Stadyumu’nun yerine onu yapacağız.”
En başta trafik sorununu çözmek için ‘raylı sistem’ hamlesi başlatacaklarını ifade eden Özhaseki, Başkente 13 adet Millet Bahçesi sözü verdi. Özhaseki, “Ankara’yı yeşile boğacağız. Milletimiz rahat nefes alacak. Çocuk Köyü Projesi ile çocuklarımız hayata hazırlanacak” dedi.
CANLI YAYINLANACAK
Kayseri’de başkan iken tüm ihaleleri canlı yayınladığını aktaran Özhaseki, “Hiçbir şaibeye izin vermedim. Yine yapacağım. Cumhurbaşkanımız ve biz, bütçeyi ‘beytül mal’ olarak görüyoruz. Milletin malıdır. Makam aracımla giderken bile yakıt hesabı yaparım” diye konuştu.
HER ŞEYİ HALKA SORACAĞIZ
Belediyeyi, öz kaynakları ile yöneteceğini belirten Özhasek şöyle konuştu; “Harcamalar açık olacak. Nereye gittiği bilinmeyen para olmayacak. Milletimizi kâr ettireceğiz. Maliyeye yük olmayacağız. Her şeyi halkla istişare edecek, vatandaşın istemediği hiçbir işi yapmayacağız.”
1-Ankara’nın ilk 3 sorununu tanımlar mısınız?
Ulaşım, turizmin yeterli ilgiyi görememesi ve sosyal imkânlar açısından sorundan değil de eksiklikler olduğunu düşünüyorum. Özellikle bazı saatlerde ulaşımda trafik yoğunluğu fazlaca oluşuyor. Ankara, gurur şehrimiz ama başkentler arasında turist çekme açısından geride kalmış. Son olarak insanlarımıza daha çok gezilecek, görülecek, nefes alınacak imkanlar sunmamız gerekiyor.
2-Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunuzda bu 3 önemli sorunu nasıl çözeceğinizi vadediyorsunuz?
Nüfus artışına ve idari şehir olma açısından göç almadan kaynaklı olarak insan sayısı da artış gösteriyor. Bu da ulaşıma sorun olarak yansıyor. Özellikle mesai saatlerinin bitişi ve başlangıcında zaman zaman trafik yoğunluğunu tetikliyor. Biz öncelikle şehri raylı sistemler ile donatmayı düşünüyoruz. Dünyaya baktık ve şunu gördük; ulaşımda trafik sorunu yaşayan şehirlerin ilk yaptığı şey toplu taşımayı özendirmek. Kalıcı çözüm için toplu taşımanın çeşitlendirilmesi, yaygınlaştırılması ve özendirilmesi gerekiyor. İşte bizde özel projelerle bunu sağlayacağız. Hem hava kirliliğinin önlenmesine de önemli katkıları olacak.
Turizmde şehrimiz hak ettiği yerde değil. Ankara, kültür ve inanç turizmi açısından önemli bir merkez aslında. Cumhuriyetin ilk eserlerini burada görürüz. Anadolu medeniyetlerine ait pek çok kalıntı, bulgu, belge hepsi burada. Ali Semerkandi, Hacı Bayram, Abdülhakim Arvasi burada. Daha pek çok eren burada. Bu zatların varlığı az biliniyor. İnşallah tanıtarak inanç turizmini de canlandıracağız.
Ankara’da sosyal donatı alanları var ama biz bunları daha da çeşitlendireceğiz. 13 adet Millet Bahçesi projemiz var. Adeta Ankara’yı yeşile boğacağız. Milletimiz rahat nefes alacak. Çocuk Köyü Projesi ile çocuklarımız hem hayata hazırlanacak hem yeni bilgiler öğrenecek, uygulayarak hem de. İnşallah bunları gerçekleştirdiğimiz vakit, Ankara’yı daha güzel bir hale getireceğiz.
3-Ankara’nın diğer dünya başkentleriyle bağını nasıl güçlendireceksiniz? Yabancı turist sayısını nasıl artıracaksınız?
Milattan öncesine uzanan tarihiyle Ankara, medeniyetlerin buluşma, kültürlerin kesişme noktası olmuş. Eskiçağ toplumları, Romalılar, Persler, Selçuklular ve Osmanlılar burada hüküm sürdüler. Bu bakımdan farklı insan topluluklarının etkileşimini daha evvel içinde barındırmış Ankara, derin bir insan tecrübesine sahip. Çeşitliliği barındırabilir yani. Gittikçe küreselleşen, teknoloji ve ulaşım imkanlarıyla küçülen bir dünyadayız. Şu anda en kolay şey bağlantı kurmak, temas etmek, bir yere ulaşmak desek yanılmayız. Ankara’nın tarihi kimliğini ortaya çıkaracağız öncelikle. Kültür projeleriyle bu birikimi canlandıracağız. Kültürel kimliğini faaliyetlerle güçlendireceğiz. Ankara’nın tarihi eserlerini içeren Kültür Yolu Projesi hayata geçtiğinde bile Ankara’da turist patlaması yaşanacaktır. Anadolu’da medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir başkent burası. Yani dünyada herkesi etkilemiş toplumlarla bağı var. Biz bu bağa sahip olan insanların dikkatini buraya çekeceğiz. Projelerimiz kadar tanıtımlarımızla da Ankaramızı, başkentimizi, gurur şehrimizi dünyaya göstereceğiz. Farklılıkları gören turistlerde akın akın buraya gelecektir. Bize sadece olanı canlandırmak ve iyi bir şekilde tanıtmak düşüyor diye düşünüyorum.
4-Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı manifestoda geçen “şeffaflık” ilkesini seçildiğinizde nasıl uygulayacaksınız? Planınız ne?
Daha önce de sık sık ifade ettim. Ben son dönemde tüm ihaleleri canlı yayınladım. Herkes gördü. Hiçbir şaibeye, gölge düşmesine izin vermedim. Daha önce yaptım yine yapacağım. Şeffaflık da buna işaret ediyor. Sayın Cumhurbaşkanımız ve biz, belediye bütçesini beytül mal görüyoruz. Milletin malıdır. Kendi arabamla giderken yakıt hesabı yaparım. Ama makam aracıyla giderken de yapıyorum. Tüm arkadaşlarımızdan da bunu istedik. İnşallah belediyede de durum böyle olacak. Tüm harcamalar açık olacak. Kaybolan, nereye gittiği bilinmeyen paralar olmayacak. İhalelerimizi yine canlı yayınlayacağız. Milletimizi kâr ettireceğiz. Yatırımlara başlamadan kırk defa kar-zarar hesabı yapacağız. Tüm alternatifleri gözden geçirip, gerekirse bekleyip öyle karar alacağız. Bütçe milletin, kimsenin babasının parası değil. Kimse bizi bir şeyle itham edemeyecek. Zaten tecrübemiz ortada Allah’a şükür. Başkentimizi, gurur şehrimizi adil ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla, hizmet yaparken özkaynakları etkinleştiren bir tarzla yöneteceğiz. Maliyeye yük olmayacağız. Kendi özkaynaklarımızı en iyi şekilde değerlendireceğiz.
5-Ankara’yı halk ile birlikte yönetme hususunda nasıl bir yol izleyeceksiniz? Örneğin plebisit gibi pro-demokratik yöntemlere başvuracak mısınız? Yönetimde ortak aklı nasıl devreye koyacaksınız?
Ankara’yı BİZ anlayışıyla yöneteceğiz. Peki, bunu nasıl yapacağız? Öncelikle milletin taleplerini dinleyecek, şehrin sorun ve ihtiyaçlarını belirleyeceğiz. Sonra bunu halkımıza soracağız. Projelerimizi halkımızın onayına sunacağız. Vatandaşımızın istemediği hiçbir işi yapmayacağız. Biz onların mutluluğu için çalışıyoruz. Projeleri hazırlarken STK’lar ile üniversiteler ile istişare edeceğiz. Ankara eğitiminde başkenti. Pek çok üniversite var, Türkiye’nin en iyi üniversiteleri hem de. Sık sık profesörlerin kapısını çalacak, kampüslerin yollarını aşındıracağız. Sonra bunun dünyadaki örneklerine de bakacağız. Teori-pratik uyumu önemli. Bazı işler teoride güzeldir ama halka dokunmaz. Biz bunun için sık sık nabız yoklayacağız. Şehir ve insanı birbirinin aynası hatta aynısı olarak görüyoruz. O yüzden insanımızın mutluluğunu merkeze alacağız. İnşaat odaklı değil insan merkezli şehirlerimizi, her zaman istişare kültürüyle ihya ve imar edeceğiz.
6-Mehmet Özhaseki seçildiğinde kimin belediye başkanı olacak? Cumhur İttifakının mı? Tüm partililerin mi? Kayseri ve Ankaralıların mı? Yoksa Ankara’da yaşayan herkesin mi?
Mehmet Özhaseki Cumhur İttifakının adayıdır, doğru. Ama seçildiğimde inşallah herkesin başkanı olacağım. Kayseri’den Meclis’e gittim ama herkesin vekiliyim. Bakanlık yaptım, herkesin bakanı oldum. Memleket, mezhep, meşrep veya tarz ayırmak, düşünceyi mahkum etmek, siyasi tercihi bahane görmek, hiç benim ve AK Parti’nin tarzı değildir. Biz, bu yüzden başarılıyız. Yaratılanı yaratandan ötürü severiz. Belediye başkanlığı, milletvekilliği ve bakanlık yaparken kime, nereye ve nerelilere hizmet götürdüğüme bakmadım ki, bu ayıptır. En çok doğu illerini ziyaret etmişimdir bakanlık yaparken. İhtiyaç nerede ise biz orada olduk, olmaya gayret ettik. Doğu illerine yaptığım ziyaret, batı illerine yaptığımın sayısından fazladır. Coğrafya ayırmak, insan seçmek, milletimize en büyük ihanet olur. Dar kafalılıktır bu. Mehmet Özhaseki tüm Ankara’da yaşayanların belediye başkanı olacaktır. Kimseyi ayırt etmeden şehrimize katkı sunmaya devam edeceğim. Katılımcı belediyecilik anlayışıyla, biz kültürüyle şehrimizi yöneteceğiz. Hizmet götürürken kimlerin mahallesi, hangi partinin ilçesi diye bakmak bizim işimiz değildir. Biz Allah rızası ve vatandaş hoşnutluğu için işlerimizi yaparız. İnsan ve memleket ayırmaktan uzağız hamd olsun.